Kadın ve Kırsal Kalkınma

tarafından
509
Kadın ve Kırsal Kalkınma

Kadın toplumun temeli. Belki ilk öğretmenimiz. Gözümüzü açar açmaz annemizi görürüz. Yani bir kadını.

Kırsal alanda beklediği geliri ve mutluluğu bulamayan insanlarımız kentlere göç etmektedir. Birde söz uydurmuşuz. “Taşı toprağı altın” demişiz. Oysa kırsaldan gelen aileler ne kentli olabiliyorlar, ne de köylü kalabiliyorlar. Yine en büyük sıkıntıyı kadınlar çekiyor. Genel olarak aktif çalışma hayatına katılmadıkları için evlerinde, içe kapalı bir hayat sürdürüyorlar. Belki de tek çabaları kendilerine ait bir gecekonduları olsun, çocuklarının eli ekmek tutsun. Eğitim, çocukların meslek sahibi olmaları onlar için bir hayal gibi. Temel eğitim zorunlu olsa da, çocuklar mendil satacak, su satacak, araba camı silecek, v.b. işler sonucunda akşam eve üç kuruş getirecek. Aile bütçesine katkıda bulunacaklar. Kadın elindekilerle yetinecek. Kıt kanaat geçinecek. Hiçbir zaman kentli kadınlar gibi olmaya çalışmayacak. Bunu isteyecek ama yapamayacak. Çünkü bunları yaparsa; hakkında dedikodu çıkar. Zaten özel isteklere ayrılacak bütçe yok.

Oysa biz kırsal alanda çalışmalar yapsak. Kırsal alanda yaşayan insanların gelirlerini arttırsak, sosyal alanlar kurabilsek, sosyal etkinlikler yapabilsek kırsaldan kente göçü engelleyebiliriz. Kırsal alanda tarımsal ve insani altyapıyı geliştirsek, modernize etsek. “Toprak Ana”, “Yuvayı dişi kuş yapar” demişiz. “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var” demişiz… Ama kadını toprağından koparıp, başka ortamlara sürüklemişiz. Acaba hiç sorduk mu? Sen ne istersin? Nerede yaşamak istersin? diye. Kendi toprağında, kendi ortamında mutlu yaşamasını sağlamalıyız kadınlarımızın.

Kadını eğitirsek toplumu eğitiriz. Geleceğimizi garanti altına alırız. Kadın eğitimliyse, mutluysa yetiştireceği çocuklarda başarılı olur. Başarılı bir nesil ise ülke geleceğinin garantisidir. Temel eğitimini tamamlayan kadınlara kendilerini geliştirebilecekleri, meslek edinebilecekleri, tarımsal ürünlerini değerlendirebilecekleri fırsatlar sunulmalı. Kadınlara kırsal alanda yapacakları çalışmalarda daha fazla destek sağlanmalı. Yani pozitif ayrımcılık yapılmalı. Kırsal turizm çalışmaları arttırılmalı. Özellikle genç çiftçi projelerinde kadınlar öncelikli olmalı. Kırsal alanda kadınlara ait işletmelere vergi indirimi uygulanmalı. Kırsalda çalışan kadınların sigorta primleri devlet tarafından ödenmeli. Hoş öyle bir toplumuz ki… Bu tür destekleri görünce bütün işletme sahipleri kadın oluverir aniden. Çok becerikliyizdir suiistimal konularında. Neyse bu işin latifesi.

Kırsal alanda kadınları üretime katmalıyız. Kadın eli değen her işte olduğu gibi tarımda da kadınların fark yaratacağını düşünüyorum. Kırsal alanda kadınların çalışabileceği iş alanları açılmalı. Para kazanan, bir işe yaradığını düşünen insan daha mutlu olur. Çalışma hayatına girmiş bir kadın hem ailesine hem de topluma daha faydalı olacaktır. Belki de kırsal kalkınmada anahtar kelime kadın girişimcilerdir. Gelişmiş ve kalkınmış ülkelerde kadının yeri ve önemi açıkça görülmektedir. Filmlerde görürüz kocaman uçsuz bucaksız çiftlikler. Bitkisel ve hayvansal üretim bir arada yapılıyor. Yetiştirilen ürünler değerlendiriliyor. Katma değer kazandırılmış ürünler piyasaya arz ediliyor. Kadınlar üretimde başrolde.

Ülkemiz tarım potansiyeli yüksek, dört mevsimin yaşandığı bir konuma sahip. Her türlü tarımsal faaliyet rahatlıkla yapılabilir. Atıl durumda olan kadın işgücünün tarımsal faaliyetlerde değerlendirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kadınların üretime katılmasıyla hem üretim artacak hem de üretim faktörleri en verimli şekilde kullanılmış olacaktır. Üretimi arttırıp, ürünlere katma değer kazandırabilirsek ihracat gelirimizi arttırabiliriz, dış ticaret açığımızı azaltabiliriz. Böylece kadının ülke ekonomisine katkısı artmış olur. Gelir elde eden kadın daha fazla çalışma eğiliminde olur. Böylece kendini daha değerli hisseder. İşte en büyük mutluluk.

Eğitimli Kadın = Mutlu Kadın = Mutlu Toplum = Daha Fazla Gelir =  Kırsal Kalkınma = Ülkesel Kalkınma

Emine Boz Yılmazer