Türkiye’de Süt Sektörü

tarafından
462
Türkiye’de Süt Sektörü

Küreselleşen dünya ticareti ve değişen tüketici istekleri tarım ürünleri üretim, pazarlama ve tüketim sürecinde yeni stratejilerin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Et, süt, yumurta gibi insanların önemli ihtiyaçlarını karşılayan ve tarımın en önemli alt sektörlerinden biri olan “hayvancılık alt sektörü” genelinde bir gelişme stratejisi ortaya konulabileceği gibi; sadece süt veya et sektörü ele alınarak bir analiz yapılabilir. Toplum beslenmesi, gıda sanayi için hammadde sağlaması ve tarım işletmelerinde sürekli gelir kaynağı olması bakımından süt sektörü oldukça önemlidir.

Hayvansal kökenli gıda maddelerinin temel besin maddeleri arasında önemli bir yeri vardır. İnsan beslenmesinde hayvansal kökenli gıda maddelerinin belirli düzeylerin altına inmesi yetersiz beslenmeye yol açmaktadır. Süt sektörünün üreticiler açısından önemi ise, süt hayvancılığı üretim faaliyetinin tüm yıl boyunca gelir getiriyor olmasıdır. Sermaye devrini hızlandırması yanında, küçük ekonomik krizlerin atlatılmasında önemli bir rol oynayan süt hayvancılığının zor bir üretim faaliyeti olduğunun unutulmaması gerekir. AB ülkelerinde süt sektörünün güçlü yapısına ilave olarak, değişen pazar koşulları ve tüketici istekleri gelişmekte olan olan ülkelerdeki pazar potansiyallerini gündeme getirmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde, yaklaşık kişi başına 20 kg et, 40 kg süt tüketilmekteyken, gelişmiş ülkelerde et tüketiminin üç, süt tüketiminin beş kat daha fazla olduğu dikkati çekmektedir. Bütün bunlara ilave olarak DTÖ (Dış Ticaret örgütü) Tarım Anlaşması çerçevesinde, tarım ürünlerinde serbest ticaret amacıyla gümrük tarifelerindeki olası indirimler üreticilerin zarar görmesine neden olabilecektir.

Staratejik planlama süreci; durum analizi, misyon, vizyon ve ilkeler, paydaşlar, stratejik amaçlar ve faaliyetler ile izleme ve değerlendirme aşamalarından oluşmaktadır. Süt sektörü ile ilişkili olarak, Türkiye’nin mevcut durumu, koşulları ve olanakları değerlendirilerek (içsel faktörler açısından) güçlü yanlar; yapılmış olması gerekirken yapılmayan faaliyetler değerlendirilerek zayıf yanlar ortaya konmaya çalışılmıştır. Fırsat ve tehditler olarak ise daha çok dışsal faktörler dikkate alınmıştır.

Güçlü ve Zayıf Yanların Belirlenmesi

Güçlü yanlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Büyük baş hayvan varlığı açısından değerlendirildiğinde oldukça önemli üretim potansiyelimiz var.
  • Yem bitkileri için uygun ekolojiye sahibiz.
  • Süt işleme sanayi için gereken teknolojiye hali hazırda sahibiz.
  • İnek sütüne ilave olarak koyun ve keçi sütü üretimimiz var, bu da peynir üretimi için önemli bir avantaj.
  • Kişi başına yetersiz süt ve süt ürünleri tüketimi nedeniyle, talep artışı beklentisi var.

 Zayıf  yanlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Tarımdaki yapısal sorunlar hale çözümlenemedi.
  • Küçük ölçekte üretim yapan işletmeler çoğunlukta.
  • Mera alanları yetersiz ve meraların bilinçsiz kullanımı söz konusu.
  • Süt işleme sanayimiz yetersiz ve kayıt dışı süt işleme miktarı oldukça fazla.
  • Örgütlenme yeterince yaygınlaşamadı.
  • Pazarlama faaliyetleri etkin olarak yürütülememekte.
  • Süt ve süt ürünleri tüketim alışkanlığımız olmadığı için, henüz talep üretimi desteklemede yetersiz kalmakta.

Fırsat ve Tehditlerin Ortaya Konması

Fırsatlar:

  • AB’ye tam üyelik sürecinde üreticilerin kayıt altına alınması ve değişik gıda güvenlik sistemlerinin uygulanması konusunda zamanımız var.
  • Diğer Avupa ülkeleri arasında farklı üretim biçimlerine -organik süt ve süt ürünleri gibi- uygun ekolojiye sahip bir ülkeyiz.
  • Yerli ve yabancı yatırımcılar için cazip bir sektör.
  • Yöresel peynirlerimiz ve ayran başta olmak üzere ürün çeşitliliğinin fazla olduğu bir sektör.
  • Süt ve süt ürünlerine olan talebin artırılması gerektiği yönünde görüşler yaygın.

Tehditler:

  • Kayıtlı süt üretimi oldukça az olduğu için olası tam üyelikte kota sorunu ile karşılaşabiliriz.
  • Küçük ölçekli işletmelerden elde edilen sütlerin güvenilirliği (somatik hücre sayısı vb.) oldukça düşük.
  • Gıda güvenliği konusunda sürekli yeni sistemler geliştirilmekte.
  • Desteklemelerdeki yetersizlikler ve yüksek girdi maliyetleri nedeniyle rekabet gücümüz az.

Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, AB sürecinde Türkiye’de süt sektörünün misyonunu şu şekilde ortaya koymak mümkündür: “Toplum sağlığı açısından süt tüketiminin yaygınlaştırılması, sağlıklı ve güvenilir süt üretiminin sağlanması, süt üretimi yapılan işletmelerde sürekli ve yeterli tarımsal gelir sağlanabilmesi için gerekli organizasyonların yapılması, girdi temini ve pazarlama aşamalarında rekabet gücünün artırılması amacıyla üretici örgütlerinin desteklenmesi, süt işleme sanayinin modernizasyonunu gerçekleştirmektir.”

Türkiye’de süt sektörünün vizyonu ise; “AB’ye tam üyelik sürecinde süt üretimi yapılan tüm işletmelerin kayıt altına alınarak, tüm üretilen sütlerin asgari gıda güvenliği sistemlerine uygun modern süt işleme tesislerinde işlenmesini sağlayarak, süt tüketimini yaygınlaştırmaktır.”

Yukarıda ortaya konan misyon ve vizyon için bazı ilkelerin belirlenmesi gereklidir. Bu ilkeler şunlardır:

  • Aile hayvancılığı yapan küçük işletmelerin üretimleri ölçüsünde desteklenmeleri gerekmektedir.
  • Pazar için üretim yapan işletmelerin modernizasyonu sağlanmalıdır.
  • Günümüzde en önemli kalite kriteri olan “sağlıklı gıda” kavramı ve standartları ile ilgili olarak üreticiden tüketicilere kadar herkes bilinçlendirilmelidir.
  • Yetiştirici birliklerinin işletme düzeyinde kayıt (pedigri ve verim) tutma, veteriner hizmetleri, teknik destek ve yayım konusunda uzmanlaşması gerekir.
  • Kooperatiflerin daha çok girdi temini ve pazarlama aşamasında üreticilere yardımcı olması sağlanmalıdır.
  • Büyük ölçekte süt toplayan ve geniş ürün yelpazesine sahip olan entegre çalışan firmaların haksız rekabeti önlenmelidir.

 Türkiye’de süt sektörünün güçlü ve zayıf yanlarının bilinmesi (içsel faktörler) ayrıca fırsat ve tehditlerin (dışsal faktörler) iyi değerlendirlmesi sonucunda üretim, işleme, pazarlama ve  tüketim aşamalarında dört temel gelişme stratejisi belirlenmiştir. Bu stratejik hedefler Türkiye hayvancılığı için öngörülen hedeflerle de uyum sağlamaktadır.

“Kaliteli çiğ süt üretimi” başlığı ile tanımlanan birinci stratejik amaç, süt üretimi yapılan işletmelerde, yeterli teknik bilgiye sahip ve gerekli sağlık standartlarına uygun süt üretilmesinin sağlanmasıdır. Bu stratejik amaca ulaşabilmek için öncelikle üretici birliklerinin anlaşmalı veteriner, verim ve soy kütüğü kayıtları tutulması gibi teknik hizmetler sağlaması gerekmektedir. Buna ilave olarak  Tarım Bakanlığı il ve ilçe teşkilatı tarafından sağlık standartlarına uygun süt üretimi konusunda bilgi ve beceri eğitimlerinin verilmesi bir diğer faaliyet olarak uygulanabilir.

İkinci stratejik amaç işleme ve değerlendirme aşamasındadır. Büyük küçük tüm süt işleme tesislerinde tüketici isteklerini göz önüne alan, sağlıklı süt ve süt ürünlerinin üretilmesinin sağlanması gerekmektedir. Burada tarım bakanlığı tarafından yapılması gereken eşgüdümlü denetimler amaca ulaşmak için gereken birinci faaliyettir. Bir diğer faaliyet ise yöresel peynirlerimizin üretilmesi ile ürün çeşitliliğinin artırılmasının sağlanmasıdır.

Üçüncü stratejik amaç ise pazarlama alanındadır. Burada ulaşılmak istenen hedef etkin bir pazarlama organizasyonunun kurulmasıdır. Etkin pazarlama organizasyonu için süt toplama kooperatifleri kurulması teşvik edilmelidir. Ayrıca pazarlamada kooperatiflerin rolü olmalı ve kooperatifler kanalıyla yapılan çiğ süt satışı daha fazla desteklenmelidir.  Pazarlama konusunda başarıyı artırması olası bir diğer faaliyet ise “Günlük (Pastörize) Süt” üretim ve dağıtımının sağlanmasıdır. Çünkü günlük sütün tüketicilerin damak zevkine daha uygun olduğu düşünülmektedir. Saklama uzun ömürlü olmasa da üretim teknolojisi yöresel mandıralar için daha uygun olabilir.

Son olarak dördüncü stratejik amaç süt ve süt ürünleri tüketiminin artırılması ve yaygınlaştırılmasıdır. Bunun sağlanabilmesi için okul sütü programının yeniden hayata geçirilmesi ve süt konusunda “sektörel reklam kampanyası” oluşturulmalıdır.

Yukarıda sözü edilen stratejik amaçlara ne ölçüde ulaşıldığının izlenmesi ve yeni değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir. Bunun için öngörülen faaliyetlerin ve projelerin gerçekleşme durumları izlenmelidir. Ayrıca kullanılan girdiler (yem, işgücü vb.), üretilen ürünler, kapasite ve verimlilik göstergeleri dikkate alınmalıdır. İzleme ve değerlendirme aşamasında HACCP (Hazard Analysis and Critical Control Point)  ve GMP (Good manufactured Practices) gibi kalite kriterlerine uyum dikkate alınmalıdır.

Üretim, işleme, pazarlama ve tüketim konularını dahil ederek durum analizi yapılmaya çalışılan süt sektörü için yukarıdaki stratejik amaçlar ortaya konmuştur. Burada sektörü bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir. AB sürecinde süt sektörü, en az tarımın diğer alt sektörleri kadar önemlidir. Çünkü olası üyelikte rekabet gücümüzün olamayacağı düşünülmektedir. Buna ilave olarak son yıllarda tüketicilerin kaliteli ürün konusunda istekleri çoğalmış ve bilgi düzeyleri artmıştır. Günümüzde özellikle gıdalarda en önemli kalite kriteri olarak “sağlıklı ve güvenilir gıda” kavramı öne çıkmıştır. Bu nedenlerle Türkiye süt sektörü için yukarıda sözü edilen stratejilerin ve projelerin oluşturulması gereklidir.

Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünde 1993 yılından beri çalışmaktadır. Aynı bölümde 2015 yılından bu yana Profesör kadrosundadır. Başlıca çalışma alanları üretim ekonomisi, tarımsal yatırım projelerinin hazırlanması, tarımsal yayım ve kırsal kalkınmadır. Ayrıca Tarım Ekonomisi Dergisi  editörlüğü görevini yürütmektedir.