Tarımsal Projelerin Hazırlanması ve Değerlendirilmesi

tarafından
374
Tarımsal Projelerin Hazırlanması ve Değerlendirilmesi

Tarımsal yapı, bir ülke için işgücü, arazi ve sermaye gibi o ülkedeki temel üretim araçlarının bir araya gelmesiyle oluşan üretim ortamı şeklinde tanımlanabilir. Tarımsal yapı aynı zamanda tarım sektörünü oluşturan tüm sistem olarak da ifade edilebilir ve değişik şekillerde sınıflandırılabilen alt sistemlerden oluşur. Bu alt sistemler, bitkisel ve hayvansal ürünler üretimi ve/veya işlenmesi, bu sürece girdi sağlayan (tarıma yönelik) endüstriler ve hammaddesini tarımdan sağlayan (tarıma dayalı) endüstrilerdir. Bu alt sistemler bir birlerinden farklı biyolojik ya da teknik süreçlerden oluşmakta ancak, oluşturdukları sistemin ortak bir amacı etrafında buluşmaktadır. Bu amaç, sınırlı kaynakların tam ve etkin kullanılması olarak basitleştirilebilir. Sınırlı kaynakların, bir başka deyişle üretim faktörlerinin tam ve etkin kullanımı, uygun yatırım alanlarına yöneltilmeleri ile mümkün olacaktır. Uygun yatırım alanlarının belirlenmesi için, alternatiflerin kendi aralarında karşılaştırılabilmesi, incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Projelendirme olarak ele alınabilecek olan bu hazırlık süreci, bir yandan alternatifler arasından seçilme işlevini yerine getirirken, diğer yandan uygulama aşamasında yol gösterici olacaktır. Değişen tüketici istekleri, uluslar arası veya şirketler arası rekabetin yoğunlaşması, doğal çevreyi korumaya yönelik duyarlılıkların artması, tüm üretim faktörlerinin, özellikle sermayenin etkin kullanımını zorunlu kılmaktadır.

Genel olarak projelendirme süreci tüm sektörler için aynı olmakla beraber, her sektörün hatta sektöre ait değişik faaliyet kollarının kendine özgü özellikleri olabilmektedir. Özellikle tarım sektörünün genel karakteristikleri düşünüldüğünde projelendirme sürecinde insan faktörünün etkisi daha fazla olmaktadır. Çünkü tarım sektöründeki üretim ilişkilerinin iki ana unsuru bulunmaktadır. Bunlar, bir üretim birimi olarak tarım işletmesi ile kendine özgü davranışları bulunan ve ekonomik bir birey olan çiftçi (üretici) dir.

YATIRIM, PLANLAMA, PLAN VE PROJE KAVRAMLARI

Planlama kavramına geçmeden önce tarım işletmeleri açısından yatırım kavramının açıklanması gerekmektedir. En genel anlamıyla yatırım, ekonomik değerlerin kar amacı ile bir işe tahsisi anlamına gelmektedir. Ekonomi biliminde yatırım, belirli bir dönemin yaratıcı faaliyetlerini meydana getiren donatım stokudur denilebilir. Bağımlı ve bağımsız yatırımlar olarak ayrımlanabilir. Bağımsız yatırımlar ekonomik yönden diğer yatırımlara bağlı olmazken, bağımlı yatırımlar ekonomik koşullardaki değişmelerden etkilenebilen yatırımlardır. İşletme bilimi açısından yatırım, gelecekte daha fazla gelir ya da başka yararlar elde etme amacı ile yapılan harcamalardır.

Yatırım Kavramı

Yatırım, herhangi bir kaynağın belirli üretim araçlarına veya diğer fayda getirecek alanlara ayrılması işidir. Makro ekonomik açıdan yatırım milli gelirin tüketilmeyerek, sermaye stokuna eklenen kısmı olarak tanımlanır ve toplam tasarrufa eşit kabul edilir. Mikro ekonomik ölçüde ise üç tip yatırımdan söz etmek mümkündür. Bunlar ikame yatırım (aynı üretim hacmini koruyarak yıpranan bir üretim aracının yerine yenisinin konması), modernleşme yatırımları (üretim araçlarını modernleştirmeye dönük yatırımlar) ve geliştirici yatırım (toplam üretim hacminin artırılmasına yönelik yatırımlar) dır. Ancak bu ayrım her zaman net değildir ve bazı yatırımlar karma bir karakter gösterebilirler.

Planlama

Tüm yatırımların bir planlamayı gerektirdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Tercihler bilimi olarak da adlandırılan ekonomi biliminde, işletmecilik (management) ya da işletme yönetimi açısından planlama, yönetimin temel işlevlerinin başında gelmektedir. Yönetimin diğer işlevleri ise organize etme (organizasyon), yöneltme (yürütme), koordinasyon (eşgüdümleme) ve denetim (kontrol) dür. Genel anlamıyla işletmecilik, planlama, karar alma ve denetim sürecinden oluşmaktadır. Çevresel faktörlerden etkilenen bu süreç, işletmenin üretim, pazarlama, finans ve personel yönetim işlevlerini de kapsar.

 

Planlama; geleceğe dönük olarak, kaynakların en verimli biçimde kullanılabilmesi için işletmenin gelecekte ulaşması gereken amaçlarını seçenekler arasından seçim yapma, yani karar alma sürecidir. Bu süreç sonunda ortaya çıkan planlar; kullanma biçimine göre tek kullanımlık veya sürekli planlar, nitelik açısından stratejik veya taktik planlar, kapsadıkları süreye göre kısa, orta ve uzun süreli planlar olarak sınıflandırılabilir.

Plan

İşletmecilik açısından ele alındığında, planlama sürecinin başında bireysel hedefleri belirleyen ve uzun dönem için hazırlanan stratejik planlar (strategic plans) gelmelidir. İkinci aşamada mevcut kaynakların kullanımına yönelik kısa dönemli hazırlanan taktik planlar (tactical plans) yer almaktadır. Üçüncü aşamada belirlenen performans düzeyine erişilebilmesi için gerekli bireysel planlar (unit plan) hayata geçirilmelidir. Son aşamada ise günlük ve tekrarlanan işlerin aksamadan yürütülebilmesi için gerekli olan yönetsel planlar (operational plans) hazır olmalıdır.

Proje

Türkiye’de 1963 yılından itibaren, zaman zaman kesintilere uğramakla beraber, kalkınma planları hazırlanmaktadır. Bu tür kalkınma plan ve programlarında genel olarak politikanın ana unsurları olarak ele alınabilecek olan bazı ilkeler belirtilir. Bu ana unsurlarla, değişik sektörlerde üretim yapabilmek için bir takım faaliyetlerin düzenlenmesi amacıyla hazırlanan üretim projelerinin uyumlu olması gerekmektedir. Üretim projesi, üretimin yapılabilmesi için gereksinme duyulan girdilerin miktarını, zamanını ve maliyetini, nelerin nasıl üretileceğini, üretilen ürünlerin nasıl değerlendirileceğini, yılda elde edilecek net karı gösteren doküman olarak tanımlanabilir.

Projenin bir diğer tanımı ise şu şekilde yapılabilir: Yapılacak herhangi bir ekonomik faaliyetin ve/veya yatırımın amacını, faaliyet alanını, kapsamını, gerektirdiği masrafı, yaratacağı faydayı önceden gösteren ve böylece alternatif faaliyet ve yatırımlar arasında seçme olanağı veren ve uygulamaya temel olacak ayrıntılı bir dökümandır. Doğrudan üretim sağlayan ya da dolaylı olarak üretimi etkileyen, daha genel bir ifadeyle üretim ve uygulama projeleri tanımlarının ortak yanları; projenin geleceğe yönelik olarak hazırlanması, alternatifler arasından bir seçim yapma olanağı sağlaması ve ayrıntılı bir doküman niteliği taşıması olarak toplanabilir.

Üretim ve uygulama projeleri dışında bir de varolan bir sorunu çözebilmek ya da eksik bir bilimsel bilgiyi elde edebilmek için amacıyla hazırlanan araştırma faaliyetleri bulunmaktadır.

TARIMSAL PROJELERİN ÖZELLİKLERİ

Yukarıda genel olarak yapılan proje tanımı, genel olarak tüm sektörlerde geçerli olan bir tanımdır. Benzer şekilde tarımsal projeler de, yapılacak herhangi bir tarımsal faaliyetin, amacını, üretim sürecini ve tekniğini, üretimin gerektirdiği masrafı, yaratacağı faydayı önceden gösteren ve böylece alternatif tarımsal faaliyetler arasında seçme olanağı veren ve uygulamaya temel olacak ayrıntılı bir dökümandır şeklinde tanımlanabilir. Tarımsal projeleri değişik şekillerde sınıflandırmak mümkündür: Alt yapı projeleri, hayvansal veya bitkisel ürünler üretim projeleri, ürün değerlendirme projeleri, tarımsal eğitim ve yayım projeleri, tarımsal araştırma projeleri gibi.

Tarımsal projelerin hazırlanma ve uygulamalarında diğer sektörlerden farklı bazı güçlükleri bulunmaktadır. Tarım kesiminde risk (geleceğin ancak belirli bir olasılıkla tahmin edilmesi) ve belirsizliğin (ileride meydana gelebilecek bir olayın tahmin edilememesi) diğer sektörlerden daha fazla olması, geleceğe dönük tahmin olarak hazırlanan projenin tutarlılığını engelleyebilecektir. Tarım kesiminde risk ve belirsizliğe neden olan bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlara, doğa koşullarındaki değişmeler, fiyatlardaki belirsizlikler, teknolojideki değişmeler, çiftçi ailesinin durumundaki değişmeler örnek gösterilebilir.

Tarım kesiminde hazırlanacak olan projelerin diğer zorlukları, tarımsal üretim faaliyetlerinin çok çeşitli konuları kapsaması, bölgesel ve ülkesel tarımsal projelerin çok büyük yatırım gerektirmesi, üretimin küçük birimlerde yapılıyor olmasından dolayı bölgesel ve ülkesel projelerin uygulama güçlüğü olarak sıralanabilir.

Ayrıca, gıda ve içki sanayi gibi bazı tarımsal faaliyet kollarında, planlanan bir faaliyetin çevreye yapabileceği olumlu ve olumsuz etkilerin belirlenerek projenin ileride ortaya çıkarabileceği olumsuz etkilerin nasıl bertaraf edileceğini gösteren rapor olarak tanımlayabileceğimiz “Çevresel Etki Değerlendirmesi-ÇED„ raporunun hazırlanarak, “ÇED Olumlu„ belgesinin alınma zorunluluğu bulunmaktadır.

PROJE HAZIRLAMA SÜRECİ

Bir projenin gelişmesi belirli bir ürünü veya ürünleri üretme isteğinin işletmecinin aklında belirlenmesiyle başlar. Proje fikrinin doğuşu o ülkenin üretim tüketim modeli, pazar durumu, tüketici istekleri, mevcut tarım işletmelerinin durumu, ihracat olanakları, kalkınma planları, doğal kaynaklar veya teknoloji durumundan kaynaklanıyor olabilir. Proje fikrinin belirlenmesinden sonra öncelikle yatırım olanaklarının incelenmesi ve bir önseçim yapılması yoluna gidilir. Eğer düşünce düzeyindeki bir proje üzerinde durulmaya değer görülürse asıl fizibilite çalışması başlar. Proje hazırlama da denilen fizibilite (yapılabilirlik) çalışmalarının ana görevi, proje fikrinden doğan hedefleri gerçekleştirmenin bütün seçeneklerini ekonomik, teknik ve finansal açılardan inceleyerek, bulguları ve onları destekleyen verileri sistemli ve mantıklı bir şekilde sunmaktır.

Daha önce de değinildiği gibi proje hazırlama süreci sektörler veya üretim faaliyetleri bakımından farklılıklar gösterebilir. Ancak, tahmin edilebileceği gibi bu sürecin tüm üretim faaliyetini içine alan bir çok ortak noktası ya da çalışmaları bulunmaktadır. Bu nedenle tüm üretim projelerini, geleceğe yönelik hazırlanan tahminlerden oluşan, alternatifleri olan bir doküman şeklinde tanımlamak yanlış olmayacaktır. Gerçekte proje hazırlama süreci birbirini izleyen aşamalardan çok, eş zamanlı yapılması gereken etüdlerden (analizlerden) oluşmaktadır. Bu analizler ekonomik, teknik ve finansal etüd olmak üzere üç ana grup altında toplanabilirler. Bu üç grup etüdün eş zamanlı yapılmasının nedeni, aralarında bir neden sonuç ilişkisinin varlığıdır. Örneğin teknik etüd veya finansal etüd sonuçlarına göre, işletme büyüklüğünün yeniden belirlenmesi gerekebilir.

Ekonomik Etüd

Ekonomik etüd kapsamında yapılması gereken analizler, pazar araştırması ve işletme büyüklüğünün belirlenmesi konularını kapsar. Pazar araştırması yapılırken çağdaş pazarlama anlayışına göre hareket edilmelidir. Bireylerin ve grupların, ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılayacak ürünlerin üretimini ve değişimini inceleyen sosyal sürece pazarlama denmektedir. Çağdaş pazarlama anlayışı üretimde başlar, sağlıklı bir pazar araştırması yapabilmek için pazarlamanın sistematik ve yönetsel fonksiyonlarının bilinmesi gerekmektedir.

Pazar araştırması, üretimden önce başlayıp, tüketimden sonra devam eden, pazarlamanın kontrol edemediği ekoloji, teknoloji, demografi, sosyo kültürel yapı, rekabet, yasal sınırlamalar gibi makro çevre; ürün geliştirme, fiyatlandırma, dağıtım ve tutundurma gibi mikro çevre ilgili olarak meydana gelen problemler ve fırsatlar konusunda sistematik, bilimsel ve tarafsız bir şekilde veri toplama, bu verileri sınıflandırma, analiz etme, yorumlama ve rapor etme faaliyetlerinin tümü olarak tanımlanabilir.

Tarım ürünleri açısından pazarlamanın bazı temel özellikleri bulunmaktadır. Bu ürünlerin fiyat ve gelir esneklikleri düşüktür. Tarım ürünleri pazarlamasının bir diğer özelliği, pazarlama sürecinde aracıların olma zorunluluğudur. Dolayısıyla tarım ürünleri pazarlaması, pazarlama bilimi içinde kendine has özellikleri olan bir alandır.

Son yıllarda tüm tüketiciler, tüm ürünlerde değişik kalite kriterleri arar olmuşlardır. Özellikle gıda ürünleri için “sağlık” tüm kalite kriterleri arasında en önde aranan bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yönüyle dünyada organik olarak üretilen ürünlerin talebinde önemli artışlar ortaya çıkmıştır. Türkiye’de organik ürünler pazarı oldukça yeni ve dar olmakla beraber gelişmeye açıktır. Pazarın yapısı tüketici bilinç düzeyi ile doğrudan ilişkili olup, organik ürünlerin fiyat ve gelire duyarlı ürünler olduğu görülmektedir.

İşletmenin büyüklüğünün ve üretim kapasitesinin belirlenmesinde göz önüne alınması gereken en önemli kriter talep olmaktadır. Büyük ya da küçük işletmelerin kendilerine göre bazı üstünlükleri vardır. Örneğin büyük işletmelerde kitle üretimi yapmak ve uzmanlaşmak mümkün olduğu için birim maliyetler daha düşük olmaktadır. Diğer taraftan küçük işletmelerin daha düşük sermaye ile kurulabilecek olması küçük işletmelerin tercih edilmesini gerektirebilir. İşletmenin üretim hacminin belirlenmesinde giderlerin tamamının karşılandıktan sonra işletmenin kara geçtiği üretim hacmi olarak tanımlanan “Kara Geçiş Noktası (Başabaş Noktası)” yöntemi kullanılabilir. Başabaş analizinin sonucunda, üretim hacmi, ürün fiyatları ve giderlerin işletmelerin karlılığına nasıl ve ne yönde etki edebildiği ortaya konabilir.

Teknik Etüd

Yapılacak olan proje çalışmasında teknik etüd kapsamında işletme yeni kurulacaksa kuruluş yerinin seçilmesi, var olan bir işletmede bir organik tarım faaliyeti yapılacaksa üretim deseninin belirlenmesi gerekmektedir. Teknik etüd kapsamında yapılabilecek diğer çalışmalar ise, üretim teknolojisinin saptanması, işgücü ihtiyaçlarının belirlenmesi ve en önemlisi kontrol ve sertifikasyon çalışmalarıdır. Yetiştirilecek olan organik ürünlere bağlı olmakla beraber işletme kuruluş yerinin veya üretim deseninin belirlenmesine etki eden faktörler şu şekilde sıralanabilir: Pazara yakınlık, hammadde, enerji, iklim ve su kaynaklarına yakınlık, işgücü temininin kolaylığı, taşıma olanakları, devletin teşvik ve sınırlamaları, kültürel ve sosyal faktörler.

Finansal Etüd

Finansal etüd, işletmenin kurulması için gerekli kaynakların saptanmasını ve en uygun bir şekilde yani düşük faizle karşılanması ile ilgili analizleri kapsar. Yatırım tutarının hesaplanması, gelir gider tahminlerinin yapılması, finansman kaynaklarının saptanması, işletmenin karlılık durumuyla ilgili analizler ve işletmenin organizasyon durumu, finansal etüd kapsamında yapılan çalışmalardır.

Finansal etüd kapsamında yapılacak olan gelir ve gider tahminlerinde işletmenin tarımsal gelirinin tahmin edilmesi gerekmektedir. Bir üretim faaliyetinin tarımsal gelirinin tahmini için öncelikle her bir üretim dalının brüt üretim değerleri tahmin edilir, bu değerden o üretim dalının değişken masrafları düşüldüğünde üretim dalına ait tahmini brüt marj değeri elde edilir. Üretim faaliyetinin tahmini toplam sabit giderleri tüm üretim dallarına ait toplam brüt marj değerinden düşüldüğünde üretim faaliyetinin tarımsal geliri tahmin edilmiş olur. Bu yolla yapılan hesaplama sonucunda her bir üretim dalının yapmış olduğu katkı tahmin edilmiş olur, böylece işletme planlaması daha kolay yapılabilir.

PROJE DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ

Ekonomik Değerlendirme

Hazırlanmış olan projelerin bir bütün olarak ekonomik değerlendirmesinin yapılması paranın zaman değerini dikkate alan (dinamik) ve paranın zaman değerini dikkate almayan (statik) yöntemler olarak temelde iki şekilde incelenebilir. Çok fazla kullanılmamakla beraber yatırımın faydalı ömrü, geri ödeme süresi ve ortalama yıllık kar hesaplamaları paranın zaman değerini dikkate almadan hesaplanabilir. Bu değerler projelerde seçme kriterleri olarak belirlenebilir. Hesaplanan bu değerleri aynı zamanda paranın zaman değerini dikkate alarak da belirlemek mümkündür. Bu değerlendirmeler Net Bugünkü Değer (Present Value), Fayda Masraf Oranı (Rate of Benefit Cost), İç Karlılık Oranı (Internal Rate of Return) ve Karlılık (Rantabilite) kriterleridir.

Net Bugünkü Değer yönteminde, yatırımın her yıl sağlayacağı nakit girişleri, belirli bir iskonto oranı üzerinden indirgenerek toplanır. Yatırım için yapılacak harcamaların da belirli bir iskonto haddi üzerinden şimdiki değeri bulunur. Başka bir deyişle gelecekteki net nakit akışları, bileşik faiz formülü ile günümüz değerlerine indirgenir. Tüm projeler açısından elde edilen değerlerin karşılaştırılması yapılabilir.

Net bugünkü değer yönteminde, şimdiki değerin hesaplanmasında kullanılacak iskonto oranının belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu oranın düşük veya yüksek saptanması projelerin seçim kararını etkilemektedir. Oranın yüksek tesbit edilmesi durumunda, başlangıç yıllarında büyük nakit girişleri sağlayan; düşük tesbit edilmesi durumunda son yıllarda yüksek gelir sağlayan projelerin tercih edilmesi sonucu ortaya çıkacaktır.

Projelerin değerlendirilmesinde uygulanan bir diğer yöntem Fayda Masraf Oranı yöntemidir. Bu analizin esası projenin sağladığı faydalarla (gelirlerle) masrafların karşılaştırılmasıdır. Bunun için projenin ekonomik ömrü süresince yapılacak tüm masrafların ve sağlanacak gelirlerin bugünkü değer toplamları hesaplandıktan sonra faydalar masraflara bölünerek projenin fayda/masraf oranı bulunur. Bulunan oran bir ise, sağlanan faydalar masrafları tam olarak karşılıyor demektir. Bu oran birden büyüdükçe yapılan masrafların üzerinde bir fayda sağladığı anlaşılır. Tüm projelerden elde edilen bu oran ile projelerin üstünlükleri ve zayıflıkları belirtilmiş olur.

İç Karlılık Oranı yöntemi, paranın zaman değerini göz önünde bulunduran, projenin sağlayacağı verimi bulmak için kullanılan bir değerlendirme yöntemidir. İç karlılık oranı projenin faydalı ömrü boyunca sağlayacağı nakit girişlerini, yapılacak harcamalara eşit kılan iskonto oranıdır. Bu yöntemde projenin gelir ve giderleri belirli bir faiz oranıyla iskonto edilmez. Buna karşılık, projenin indirgenmiş faydası ile, indirgenmiş masraflarının eşitlendirildiği iskonto oranı hesaplanır. Yüksek enflasyon oranlarının hakim olduğu ülkelerde daha rasyonel yatırım kararları verilmesine yardımcı olabilen bir yöntemdir. Gelirlerin ve masrafların tümünün hesaplamalara dahil edilmesi bakımından üstün olduğu söylebilir. Bunun yanında kısa ömürlü karlılık oranı yüksek projelerin, uzun ömürlü projelere göre tercih edilmesine neden olabilir.

Rantabilite kriterini basit karlılık olarak da değerlendirebiliriz. Rantabilite genel anlamda, bir işletmenin belirli bir zaman süresinde elde ettiği karın, o işletme emrinde çalışan sermayeye oranı olarak ifade edilebilir. Proje sahibini bu projeye bağladığı öz sermaye ilgilendireceğinden öz sermaye için hesaplanan rantabilite “finansal (mali) rantabilite”, tüm yatırım tutarı için hesaplanan rantabilite de; “ekonomik rantabilite” olarak değerlendirilmektedir .

 Teknik Değerlendirme

Ele alınan projede üretilmesi düşünülen ürünün nitelik, nicelik ve zaman bakımından düzenli bir şekilde üretilip üretilmeyeceğinin, piyasanın kabul ettiği kalite ve fiyatta ürün elde edilip edilmeyeceğinin saptanması veya alt yapı projelerinde inşa edilecek tesislerin tekniğine uygun olup olmadığını ve projede öngörülen hizmetlerin gerçekleşme durumlarının kontrolü için yapılan çalışmalara teknik değerlendirme denilmektedir. Bu aşamada projenin teknik yönden yapılabilirliği ortaya konmaya çalışılmalıdır.

Finansal Değerlendirme

Projede öngörülen yatırımlar için gerekli finansal kaynakların nereden sağlanacağının, bu kaynakların zamanında temin edilip edilemeyeceğinin ve projenin ekonomik ömrü süresince nakit akımı incelenerek, gelir gider durumunun ortaya konması çalışmaları finansal değerlendirme olarak tanımlanabilir. Özellikle işletmenin toplam toplam brüt marjının tahmin edilmesi, üretim dallarının tarımsal gelire yaptıkları katkıları ortaya koyması bakımından önem taşımaktadır. Bu yolla üretim dallarının gelirleri ve o üretim dalına ait değişken masraflar belirlenmiş olur ve işletme planlamasının daha gerçekçi yapılması sağlanabilir.

PROJENİN UYGULANMASI

Fizibilite raporu, değerlendirme yapmak için gerekli tüm bilgileri kapsamalıdır. Girişimci, bu bilgilerin ışığında, başta ekonomik karlılık olmak üzere çeşitli kriterleri göz önünde tutarak yapacağı değerlendirme olumlu bir sonuç verdiği takdirde, organik tarım felsefesini de benimseyerek yatırım kararı konusunda tercihini yapmalıdır. Bu değerlendirmede proje sahibine sağlanacak ticari faydaları gösteren ekonomik karlılık yanında projenin bir bütün olarak toplum ve çevre üzerinde etkileri de dikkate alınmalıdır. Proje kabul edilirse, artık onun kesin proje haline dönüştürülmesi gerekir. İşletmenin hukuki şekli, kesin teknik hesaplar, alınacak alet ve ekipmanların kesin kapasiteleri ve maliyetleri vb. konular üzerinde durularak uygulanmak üzere projeye son şekil verilir.

Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünde 1993 yılından beri çalışmaktadır. Aynı bölümde 2015 yılından bu yana Profesör kadrosundadır. Başlıca çalışma alanları üretim ekonomisi, tarımsal yatırım projelerinin hazırlanması, tarımsal yayım ve kırsal kalkınmadır. Ayrıca Tarım Ekonomisi Dergisi  editörlüğü görevini yürütmektedir.