Mutlu Köylüler ve Sefil Milyonerler

tarafından
1338
Mutlu Köylüler ve Sefil Milyonerler

Adam Smith ve Jeremy Bentham gibi erken iktisatçılar ve filozoflar, mutluluk çalışması konusunda ciddiydi. Ancak, ekonomide niceliksel yöntemlerin yükselmesiyle birlikte, refah kavramını daha duyarlı tanımlama ihtiyacı ortaya çıktı ve “mutluluk” kavramını irdelemek gerekti. İlerleyen dönemlerde  Richard Easterlin, mutluluk ve gelir arasındaki ilişkiyi tekrar gözden geçirdi. Bulguları bir paradoks gibi görünen şeyler ortaya çıkardı; ülkeler daha zengin hale geldikçe, ortalama mutluluk seviyeleri zaman içinde artmadı, ya da kişi başına belli bir asgari gelir düzeyine ulaştıklarında, kişi başına düşen GSYİH ve ülkeler arasındaki ortalama mutluluk seviyeleri arasında net bir ilişki yoktu. Bu bulmaca Easterlin paradoksu olarak bilinir.

Son yıllarda, Easterlin paradoksunun tutup tutmadığına dair yenilenen bir tartışma oldu, çünkü artan sayıda iktisatçı, her türlü soruyu araştırmak için mutluluk anketlerini kullanmaya başladı. Gallup Dünya Anketi’nin yeni verilerine dayanan Betsey Stevenson, Justin Wolfers ve Angus Deaton tarafından yapılan son çalışmalar, gelir ve mutluluk arasında tutarlı bir log-lineer, ülkeler arası ilişki bulmakta ve doğrudan doğruya Easterlin’in bulgularına meydan okumaktadır. Bu durum konunun iktisatçılar arasında tekrar gündeme gelmesine neden olmuş, hatta zaman zaman tartışmalara yol açmıştır.

Daha ziyade ironik olarak, tartışmaların her iki tarafı da doğru olabilir. Bunun iki sebebi vardır. Bir yanda, daha zengin ülkelerdeki insanların yoksul olanlardan daha mutlu olmaları, diğer taraftan gelirden bağımsız olarak, gelirden başka pek çok şey insanların mutluluğuna katkıda bulunur. Bu şeylerin çoğu – özgürlük, istikrarlı istihdam ve iyi sağlık gibi – daha zengin ülkelerde gelmek için daha kolay. Yine de, karşılaştırılabilir gelir düzeyine sahip ülkelerde bile bu şeylerin mevcudiyetinde bol miktarda varyans vardır.

Diğer sebep metodolojikdir. Daha sonraki çalışmalar, Afrika’daki küçük fakir ülkelerden ve geçiş ekonomilerinden daha fazla (ağırlıksız) gözlemlerin yer aldığı Gallup Dünya Anketi’nden yeni verileri kullanmaktadır. Özellikle geçiş ülkeleri, kısmen merkezi olarak planlanan ekonomilerin çöküşüne eşlik eden acı verici yapısal değişikliklerle belirgin bir şekilde düşen mutluluk düzeylerinin bir sonucu olarak nispeten düşük mutluluk seviyelerine sahiptir. Bu arada, Sahra altı Afrika ülkelerinin bir kısmı zamanla düz veya hatta negatif büyüme oranlarına sahipti. Bu nedenle, üst düzeydeki mutluluğu artıran daha yüksek gelir seviyesine sahip bir öyküden ziyade, dipteki mutluluğu aşağı çeken düşen ya da değişken gelir yörüngeleri olabilir.

Hayatınla ne kadar mutlusun?

Mutluluğu ölçmek için kullanılan sorularda da farklılıklar vardır. Easterlin’in çalışması, Dünya Değerleri araştırması, ABD Genel Sosyal Araştırması ve diğerlerinin yanı sıra açık uçlu mutluluk veya yaşam doyumu soruları kullanan Eurobarometro anketine dayanmaktadır. Genel olarak, bu sorular “hayatınızda ne kadar mutlu olursunuz?” Ya da “yaşamınızdan ne kadar memnunsunuz?” Sorusunu sormaktadır, olası cevaplar “hiç değil” den 4 ya da 5 puanlık bir ölçekte “çok” ya kadar uzanmaktadır.  Gallup Dünya Anketi, Cantril’in mümkün olan en iyi yaşam sorusunu kullanmaktadır, ki bu, “merdivenden adım adım ne kadar yüksek olursa, merdivenin hangi adımında kendinizi ayakta hissettiğinizi hissederseniz, lütfen sıfırdan ona kadar basamaklı bir merdiven düşünün.”

Her iki soru seti de geniş anlamda tanımlanmış ve her ikisi de olağan değişkenler ile benzer bir şekilde ilişkili olan makul mutluluk ölçerlerdir. Tüm bu sorulara dayanan araştırmalar, ortalama olarak, istikrarlı evliliğin, iyi sağlığın ve yeterli gelirlerin mutluluğun (ülkeler arasında ne kadar gelir farklılığı olduğu) iyi olduğunu ve işsizlik, boşanma ve ekonomik istikrarsızlığın kötü olduğunu göstermektedir. mutluluk. Yaş ve mutluluk, sağlık ve ortaklıklar güçlü kaldığı sürece yaşın geç ile kırıldığı, bu noktada mutlulukların yaşla birlikte arttığı, U-şekilli oldukça dikkate değer bir ilişkiye sahiptir. Gerçekten de, Birleşik Krallık, Şili ve Afganistan gibi çeşitli ülkelerde bu ilişki üzerinde çalıştım ve hepsinde, dönüm noktasında mütevazi farklılıklar var. Diğer şeylerin yanı sıra, bu ilişki insanların “büyüdüğü” gibi beklentilerin ve gerçekliğin uyumunu yansıtır.

Aynı zamanda, farklı sorulara dayanan bulgularda bir miktar farklılık vardır. Mümkün olan en iyi yaşam sorusu, açık uçlu mutluluk sorularından daha çok çerçevelenir ve katılımcılara yaşamlarını değerlendirmeleri istendiğinde göreceli bir bileşen sağlar. Mario Picon, Soumya Chattopadhyay, ve aynı ankette her iki soruyu sorduğumuz bir bölge olan Latin Amerika için Gallup Dünya Anketi’nde birbirimize karşı soruları test ettik. Mümkün olan en iyi yaşam sorusuna verilen cevapların, hem ülke genelinde hem de ülkeler arasında gelirle daha yakın ilişki içinde olduğunu gördük.

Böylelikle, metodolojiden dolayı – hangi örnek ülkelerden ve hangi mutluluk sorularının kullanıldığından – Easterlin paradoksu hakkında farklı sonuçlara varmak mümkündür. Neyin ötesinde – gelirin ötesinde – insanı mutlu eden asıl soru, hikayenin ek ve daha karmaşık bir parçasıdır.

Zengin ülkeler ortalama olarak, fakir olanlardan daha mutlu olsa da, her bir ülke kümesinde net bir gelir ve mutluluk ilişkisi yoktur ve bu da Paskalyalin paradoksu hakkında net bir sonuç çıkarmayı imkânsız kılmaktadır.

İnsanların adapte olma kapasitesi hakkında yeni araştırmalar

Araştırmalar, dünya çapında mutluluk belirleyicilerindeki kararlı kalıpları doğrularken, aynı zamanda hem refah hem de sıkıntıya uyum sağlama konusunda dikkate değer bir insan kapasitesi olduğunu göstermektedir. Böylece, Afganistan’daki insanlar Latin Amerikalılar kadar mutlular – dünya ortalamasının üzerinde – ve Kenyalılar Amerikalılar kadar sağlıklarından memnunlar. Suç, insanları mutsuz eder, ama daha fazlası olduğunda mutluluğa daha az önem verir; Aynı şey yolsuzluk ve obezite için de geçerli. Özgürlük ve demokrasi insanları mutlu eder, ancak bu mallar daha az yaygın olduğunda daha az önem taşırlar. Sonuç olarak, insanlar muazzam bir sıkıntıya adapte olabilecek ve doğal neşe düzeylerini koruyabilecekleri, aynı zamanda iyi sağlık da dahil olmak üzere neredeyse her şeye sahip olabileceği ve sefil olabileceği yönündedir.

Gerçekten de, insanlar belirsizlikten ziyade hoş olmayan kesinliklere uyum sağlama konusunda daha iyi görünüyorlar. Pek çok Amerikalının, krizin ekonomik maliyetlerine uyum sağlayabilmeleri ve doğal mutluluk seviyelerine dönmeleri iyi bir şeydir. Ve daha da iyisi, Afganistan’daki ortalama insanın içinde yaşadıkları duruma rağmen neşe ve umudunu koruyabilmesi daha iyi olur. Uyum sağlama kapasitesi bireysel psikolojik refah perspektifinden iyi bir şey olsa da, aynı zamanda, bu durumun, aynı zamanda, koşullara yönelik olarak, ortak bir toleransla sonuçlanabilir. çoğu insanın standartlarına göre kabul edilemez olmak. Bu, farklı toplumların neden hem ülkeler içinde hem de ülkeler genelinde bu tür farklı sağlık, suç ve yönetişim standartlarını tolere ettiğini açıklamaya yardımcı olabilir. Bu norm farklılıklarını anlamadan, sağlığı, yaşam koşullarını ve yönetişim yapılarını geliştirmek için politikalar oluşturmak çok zordur.

Mutlu köylüler ve sefil milyonerler

Uyum sağlama kapasitesi – ve normların ve beklentilerin aracı rolü – özellikle mutluluk ve gelir arasındaki ilişkiyi incelemek için her türlü ölçüm ve karşılaştırma zorluklarını ortaya çıkarmaktadır. Hindistan’daki yoksul köylülerin mutluluk seviyelerini, düşük beklentiler nedeniyle ya da doğal olarak neşeli bir karaktere bağlı olarak çok mutlu olduklarını bildiren, başarılı ve çok zengin CEO’su olan, mutsuz olduklarını bildiren CEO’larla kıyaslayabilir miyiz? Diğer CEO’larla karşılaştırıldığında ya da doğal olarak curmudgeonly karakteri ile göreli sıralaması? Bu, “mutlu köylü ve sefil milyoner problemi” (ya da mutlu köylü ve sinirli başyapıt problemi) dediğim bir şey. Bir seviyede, mutluluğun tüm akraba olduğunu öne sürer. Bir diğerinde, ekonomik ve diğer türlü ilerlemelerin gerçekleşmesi için bazı mutsuzlukların gerekli olabileceğini ileri sürmektedir. Kendi ülkelerini ve ailelerini çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlamak için terk eden göçmenlerin örnekleri ya da daha geniş kamu yararı için hayatlarını feda eden devrimciler akla geliyor. Bu aynı zamanda, Hindistan’daki fakir bir köylüye, köylüleri “daha ​​iyi” bir yaşam arayışına teşvik etmek için nesnel gelir ölçütlerine göre ne kadar mutsuz olduklarını söylemek gibi daha da zor sorular ortaya atıyor; milyonerlerin sefaletini ele alma veya köylü mutluluğunu artırma konusunda daha fazla endişelenmemiz.

Bu mutlu köylü ve sefil milyoner paradoks da, mutluluğun uygun tanımını sorguluyor. Mutluluk anketlerini böyle kullanışlı bir araştırma aracı yapan şey, açık uçlu doğalarıdır. Mutluluğun tanımı davalıya bırakılmış ve Çinli katılımcılara ABD’nin mutluluk algısı ya da Çinlilerle ilgili bir Çin tanımına dayatmayız. Tanımın açık uçlu niteliği, dünya çapındaki katılımcıların temel açıklayıcı değişkenlerindeki tutarlı kalıplara yol açarak, bu değişkenleri kontrol etmemize ve suç oranlarından farklı olarak her türlü başka şeylerin etkilerine ilişkin varyansı keşfetmemize olanak tanır. yönetim rejimlerinin doğasına zaman ayırmak.

Yerine getirme veya memnuniyet?

Aynı zamanda, mutluluğu, politikayla ilgisi olan bir refah ölçüsü olarak düşündüğümüz üzere – kamuoyunda giderek artan bir şekilde – bir şeylerin önemi var. Mutluluk duygusunu Benthamî anlamda ya da Aristoteles anlamda tatmin edici bir yaşam olarak mı düşünüyoruz? Tartışma için hala çok yer var. Dünyadaki mutluluk çalışmaları, katılımcıların mutluluk kavramlarının beklenti ve uyum sağlama gibi normlarına göre değiştiğini göstermektedir. Ekonomistler ve politika yapıcılar olarak önceliğimiz, muhtemelen tatmin edici bir yaşam sürdürebilme fırsatı gibi bazı mutluluk kavramlarının, politika hedefleri olarak peşinden koşmaya değer olduğunu öne sürerken, diğerlerinin ise –kendisi yalnızlık gibi- değildir. Yine de bu seçim, normatif yargılar ve henüz sahip olmadığımız bir tartışmayı gerektirir.

En azından, bu bilmece birkaç yıl boyunca ekonomistlere yiyecek için mutluluk, gelir ve ötesi hakkında fikir verecektir. Üstelik, hem yöntem hem de ekonomik felsefe için ortaya koyduğu zorluklara rağmen, aynı zamanda, insan refahının hangi ölçütlerinin ekonomik ilerleme ve insani gelişmenin en doğru ölçütleri olduğunu derinden düşünmemize zorlayacaktır.

Çeviri: Carol Graham’ın (2010)  “Happy Peasants and Miserable Millionaires: Happiness Research, Economics, and Public Policy” isimli makalesinin bir bölümünün çevirisidir. [https://voxeu.org/article/happy-peasants-and-miserable-millionaires]