Gıdada Kendine Yeterlilik ve Uluslararası Ticaret

tarafından
165
Gıdada Kendine Yeterlilik ve Uluslararası Ticaret

Gıda fiyatlarında önemli dalgalanmaların yaşandığı 2007 ve 2008 yıllarında, bir çok ülke gıdada kendine yeterlilik düzeylerini güçlendirmek için yeni politikalar izlemeye başladı. Gıdada kendine yeterliliği artırmaya yönelik uygulanan politikaların üretimi ve ticareti olumsuz etkilediği yönünde bazı görüşler ortaya atıldı.

Günümüzde de kendine yeterlilik kavramı tartışmaları sürmektedir. Öncelikle kendine yeterlilik kavramını açıklığa kavuşturmak gerekmektedir. Farklı amaçlarla yapılacak analizlerde kullanılabilecek birden fazla gıdada kendine yeterlilik anlayışı vardır. FAO’ya göre, “Gıdada kendine yeterlilik kavramı, bir ülkenin kendi gıda üretimini kendi yerel üretiminden ne ölçüde tatmin edebileceği” anlamına gelmektedir. Bu en temel tanım bireyler, ülkeler veya bölgeler düzeyinde kendine yeterliliği kavramamıza olanak sağlar. Ticaret ve gıda güvenliğiyle ilgili tartışmalar bağlamında, kendine yeterlilik, tipik olarak, kendi tüketiminin tamamını veya çoğunu kendi iç tüketimi için üretmeye çalışan ülkeleri ifade eder.

Her ne kadar bu temel tanım, çoğu kişinin gıdada kendine yeterlilik terimini duyduğunda düşündüğü şey olsa da, kavramın uygulamadaki ayrıntılarını netleştirmede yeterli olmayabilir. Bir ülkenin gıdada kendi kendine yeterli olduğunu iddia etmesi halinde, bu gıda maddelerinde daha genel ifadeyle tarım ürünlerinde herhangi bir uluslararası ticarette yer almadığı anlamına mı gelmektedir? Bu sorunun cevabı, bireysel ve ülkesel olarak algılanan kendine yeterlilik kavramının açıklığa kavuşturmasına bağlıdır.

Bir ülkenin gıdada kendine yeterliliği, tarım ürünleri ticaretine (hem ithalat hem de ihracat) sınırlarını kapatmak ve tüm gıda gereksinimlerini yurtiçinde üretebilmek için kaynaklarını tarım sektörüne yoğunlaştırmak olarak algılanabilir. Bu algının karşılığı tarım sektöründe eksiksiz bir otarki (autarky) uygulayan bir devleti ifade etmektedir. Otarki, kendi kendine yeterlilik ve sınırlı ticaretin yer aldığı ekonomik bir system olarak açıklanabilir. Bir ülkenin kapalı bir ekonomiye sahip olması halinde, tam bir otarki durumunda olduğu söylenir, bu da başka herhangi bir ülke ile uluslararası ticarette bulunmadığı anlamına gelir. Tarihsel olarak, toplumlar farklı düzeylerde otarki politikaları izlemişlerdir. Böyle bir aşırı politika duruşunun bugün için pratikte geçerli olamayacağı ortadadır.

Gıdda kendine yeterlilik kavramı, ülkelerin kendi gıda ihtiyaçlarının bir bölümünü üretebilmesi olarak açıklanabilir. Bu tanım ticareti dışlamaz ve bunun yerine gıdada yeterliliği yüzde veya tüketim oranı olarak ifade eder. Kendi kendine yeterli olan ülkeler, gıda üretimini bir dereceye kadar uzmanlaştırmış, tarım ürünleri (gıda maddeleri) ihracaatı olan ülkelerdir. Bunun yanı sıra bu ülkeler tarım ürünleri ithal de edebilir. Kendi kendine yeten bir ülke, kendi nüfusu tarafından tüketilen asıl gıda maddelerinden daha fazla gıda (özellikle kalori bakımından) üreten ülkelerdir.

Tarımda veya gıdada kendine yeterlilik oranı (KYO – self-sufficiency ratio) ülkede üretilen ürünlerin, piyasaya arz edilen ürünler içindeki oranını ifade eder. Bu oranın hesaplanmasında kalori içerikleri kullanılabileceği gibi en doğru hesaplama yöntemi parasal değerlerin kullanılmasıdır. Tek bir ürün için KYO hesaplanmak isteniyorsa üretim miktarları da kullanılabilir. KYO’nın hesaplanmasında aşağıdaki denklem kullanılır:

KYO= Üretim x 100 / (Üretim + İthalat – İhracat)

Ülkelerin kendine yeterlilik düzeylerini açıklayan bir diğer ölçüm ise, bir ülke içindeki kişi başına düşen beslenme enerjisi üretimine odaklanmaktadır. Bu ölçüte göre günde kişi başına 2500 kcal gerektiği ve ülkelerin bu kalorinin ne kadarını üretebildiği hesaplamasına dayanır.

Gıdada kendine yeterlilik, “bütün insanların her zaman aktif ve sağlıklı yaşamı için gerekli olan besin ihtiyaçlarını ve gıda önceliklerini karşılayabilmek amacıyla yeterli, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik bakımdan sürekli erişebilmeleri” olarak tanımlanan gıda güvencesini sağlayamayabilir. Gıdada kendine yeterlilik temel olarak gıda güvenliğinin arz tarafı ile ilgilidir ve gıda kaynaklarına ya da en azından yeterli miktarlarda üretme kapasitesine odaklanır.

Ulusal ölçekte yani tüm tarım ürünleri açısından kendi kendine yeterli kabul edilen bazı ülkeler, ülkelerinde gıda güvencesini sağlayamayabilirler. Bu tür ülkeler, tahıl gibi belirli ürünlerde ihtiyaçlarından daha fazla miktarlarda üretim yapabilir, ancak sağlıklı bir beslenme için önemli miktarlarda meyve ve sebze vb. diğer ürünlere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bazı kendi kendine yeterli ülkelerde ise, yoksulluk nedeniyle nüfusun tamamı gıdada yeterli erişimi sağlayamaz.

Bununla beraber düşük KYO sahip olan bazı ülkeler, gıda ithalatını güvence altına almak ve eşit olarak dağıtmakta zorluk çekmezler. Bu ülkeler tipik olarak gelir düzeyi yüksek ülkelerdir ve gıda ithalatının maliyetini genel ihracatlarından elde edilen kazançlardan kolayca karşılayabilir. Her ülke, kendi üretim kapasitesi ve uluslararası pazarlarda gıda satın alma kabiliyeti açısından kendine özgü koşullarla karşı karşıyadır.

En geniş anlamda, kendi kendine yeterlilik, bir ülkenin kendi üretim ihtiyaçlarını yerli üretimden karşılama kapasitesine işaret eder. Genellikle, bir ülkenin yerel üretimi tarafından karşılanan gıda tüketiminin oranı ya da yeterli bir beslenme düzeyinde günlük kişi başı gıda üretimi ile ölçülür. Birçok ülkenin kendi gıda üretimiyle ilgili endişeleri ve gıda güvenliği, politik istikrar ve ekonomik kalkınma açısından önemlidir. Uluslararası ticarette aşırı bağımlılığın risk teşkil ettiği koşulların ve daha fazla gıda öz-yeterliliğini destekleyen politikaların garanti edilmesi gerekmektedir. Bu amaca ulaşmak için araçların seçimi, maliyet ve faydalarını dikkatle değerlendirmek gerekir.

(Jennifer Clapp tarafından FAO için hazırlanmış olan “The State of Agricultural Commodity Markets 2015–16” notlarından yararlanılmıştır.)

Adnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünde 1993 yılından beri çalışmaktadır. Aynı bölümde 2015 yılından bu yana Profesör kadrosundadır. Başlıca çalışma alanları üretim ekonomisi, tarımsal yatırım projelerinin hazırlanması, tarımsal yayım ve kırsal kalkınmadır. Ayrıca Tarım Ekonomisi Dergisi  editörlüğü görevini yürütmektedir.