Kırsal Kalkınma ve Kırsal Alan Kavramları

tarafından
412
Kırsal Kalkınma ve Kırsal Alan Kavramları

Günümüz dünyasında, hızlı nüfus artışıyla birlikte küreselleşme süreci daha da hız kazanmış durumdadır. Bu süreçle birlikte; yaşadığımız ve beslendiğimiz dünyada, sosyal, kültürel, ekonomik, teknolojik, çevresel,  iklimsel, siyasal, askeri, hukuki ve insani alanlarda ciddi değişimler meydana gelmiş bulunmaktadır. Gelişmiş modern devletler, yaşanılan bu değişimlere ayak uydurmak ve küreselleşen dünya değişimlerini kontrol altına almak için neredeyse her alanda çeşitli politikalar geliştirmişler. Az gelişmiş, gelişmekte olan ve gelişmiş devletlerin kalkınma politikalarını yakından ilgilendiren bu politikalardan biri de kırsal kalkınma politikasıdır.

Kırsal kalkınma kavramı, 19. yy’in başlarından beri ortaya çıkmış ve dünyada yürütülen politikalarla birlikte değişikliklere uğrayarak, yaşadığımız son yüzyıla kadar gelmiştir. Özellikle 1980’li yıllardan sonra kırsal kalkınma yaklaşımlarında değişimler hız kazanmaya başlamıştır. Küreselleşen dünyayla; son yıllarda kır-kent, gelişmiş-gelişmemiş devletler, milletler ve toplumlar arasındaki farklılıkların giderek olumsuz hale gelmesi ve bunun yanında ekonomik sektörün istikrarsızlaşması, dünyanın bütün ülkelerinde kırsal kalkınma kavramını en önemli gündem konusu haline getirmiştir. Büyüme, kalkınma, ekonomi, çevre, üretim, tüketim ve tarım için önemli bir endeks olan bu kavram, kırsal alanlardaki yaşam kalitesini iyileştirmek ve geliştirmek amacıyla kırsal alanların genel gelişimine katkı sağlamaktır.

Tarımın önemli bir kısmının kırsal alanlarda yapılması ve kır alanlarının dünya nüfusunun büyük bir kısmını doyurması, son yıllarda üzerinde en çok tartışılan konulardan biri haline gelmiştir. Kırsal kalkınma kavramının, iyi anlaşılabilmesi için “kırsal alan” kavramının da iyi tanımlanması ve göz ardı edilmemesi gerekir. Kırsal kalkınma, kırsal alanları içine alan, geniş kapsamlı, ileriye dönük, yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik, sürdürülebilir bir kavramdır. Her devlet kendi yapısını dikkate alarak, kendilerine özgü kırsal alan tanımları kullanmaktadırlar. Kırsal alan, nüfusun yoğunluğuna göre belirlenmekte olup her ülke belirlediği nüfus yoğunluklarına göre kır ve kent alanlarını belirlemektedirler. Örneğin Türkiye de yerleşim yeri 20.000’den az olan nüfuslu yerleşim yerlerini kırsal alan olarak tanımlamaktadır. Bu yerleşim sistemi, her devlet için değişmekte olup içerdiği konular bakımından yakın benzerlikler göstermektedir.

Kırsal alan, kent ve yoğun nüfuslu şehirlerin dışında kalan alanlardır. Kırsal alanlar kent tanımına dahil olmayan az sayıda ev ve insanın bulunduğu alanlardır. Genellikle kırsal alanların geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup ekonomisi tarım sektörüne bağlıdır. Kırsal alan kavramından hareketle, Kırsal kalkınma kavramına daha iyi açıklık getirebiliriz. Kırsal kalkınma, herkesçe kabul görünen evrensel bir tanımı bulunmamakla birlikte; yaşam, kalkınma ve bilimin önemli disiplinlerinden olup çok boyutlu şekillerde kullanılır. Kırsal kalkınma, kırsal alandaki insanların yaşam kalitesini iyileştirmek için kırsal alanların genel gelişimi olarak tanımlanabilir. Bu açıklamalardan yola çıkarak, Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) Üniversiteler, Sivil Toplum Kuruluşları, gibi ulusal ve uluslararası kurum-kuruluşların çoğu; programlarında, kırsal kalkınma faaliyetlerine fon, kaynak, bilgi, emek, zaman ayırmış olmaları bu kavramın ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermektedir.

Adnan Menderes Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Ana Bilim Dalında Yüksek Lisans Öğrencisi…